 |
Civanperçemi (Achillea millefolium)
|
Latince: Achillea millefolium
Ingilizce: Yarrow
Almanca: Gemeine Schafgarbe
Fransizca: Achillée millefeuille
Familya: Papatyagiller
Sevgili civanpercemi, Aşil'in bin yapraklisi,
Seni öyle cok, öyle cok seviyorum ki anlatamam! Hakkinda okudugum her yazida sana karsi hayranligim biraz daha artiyor. Cocuklugumda (ki herkesin en cok baska sehirlere dönüsünü sevdigi bozkirda gecmistir) cok rastladigim bitkilerden biriydin. Digerleri gibi sende adsizdin o zamanlar. Sizlerle bu yasimdan sonra tek tek tanistikca, o bozkirin agacsizligindan, kurulugundan sikayet edenlere de gülüp gecer oldum.
Seni anlatmaya nereden baslasam bilmiyorum. Latince adindan baslayalim mi? Hikayeyi sen de bilirsin mutlaka. Lokman Hekim ne zamanki Sahmeran'dan -onun cani pahasina- aldigi ilimle Lokman Hekim olur, yanindan gectigi bütün bitkiler onunla konusmaya, adlarini söyleyip yararlarindan, hangi hastaliklara deva olduklarindan bahsetmeye baslarlar. Ne zaman bir bitkinin Latince adini ögrensek, bize de öyle olur. Her gün yanindan gecip gittigimiz, senin gibi dikkat cekmeyen bitkiler bile dile gelip konusmaya, hikayelerini ve mucizelerini anlatmaya baslarlar. Cayinizi icmesek de, merheminizi sürmesek de, sadece hikayenizle sağalır ruhumuz; umut ve şifa bulur.
Bak, sadece Latince adinin kendisi bile neler anlatiyor bize: Cins adin
Achillea, antik caglarin efsanevi kahramani
Aşil'den (
Achilles) geliyor. Inanisa göre, Aşil Truva savasinda kendisinin ve askerlerinin yaralarini senin yapraklarinla tedavi etmistir. Paris onu zayif ve ölümlü noktasi sol topugundan vurdugunda ölmüsse, bu sadece annesinin ölümsüzlük irmagi kiyisindaki unutkanligindan olmasa gerek. Aşil de yarasina civanpercemi yapragi sürmeyi unutmus olmali. Böylece yapraklarinin kani durdurucu, kücük yaralari ve kesikleri iyilestirici etkisinin antik caglardan beri bilindigini anlamis oluyoruz. Bu özelligin sebebiyle 1. Dünya Savasi sirasinda bile ilac yoklugundan Fransiz askerlerinin yaralarinda kullanilmissin. Basta Avrupa olmak üzere bütün Kuzey Yarimküre'yi evin bildigine göre, savasin hüküm sürdügü baska cografyalarda, baska yarali askerlere de sifa vermis olmalisin. Uygulamasi da kolaymis. Bir parca yapragini avuc icinde yesil bitki suyu cikana dek ovup, dogrudan yaranin üzerine koyarlarmis. Pek cok dilde, halk arasinda bilinen isimlerinden bazilari da, bu özelligine ve belli mesleklerin yaralarini nasil iyilestirdigine isaret eder:
Türkce'de y
araotu, askerotu;
Fransizca'da herbe aux coupures (kesikotu) , herbe au bucheron (oduncuotu), herbe au charpentier (marangozotu) , herbe au militaire (askerotu) , saigne-nez (burun kanamasi otu),
Almanca'da Achilleskraut (Asil otu), Blutstillkraut (Kandurdurucu ot), Soldatenkraut (Askerotu)
Ingilizce'de soldier's woundwort, nosebleed plant, carpenter's weed
gibi...
Latince adinin ikinci kismina, "millefolium"a gelince, bu da "bin yaprak" demek. Gülüyorsun, evet, cünkü senin bin yapragin yok. Ama dar ve koyu grimsi yesil yapraklarin öylesine ince ince parcali ki, görende binlerce kücük yapraktan olusuyormus izlenimi yaratir. Halk arasindaki bazi adlarin da yapraklarinin seklinden kaynaklanir zaten.
Binbiryaprak otu,
sourcil de Vénus/Venüs kirpigi (FR),
milfoil, thousand-leaf (EN),
Tausendblatt (DE) gibi. Bir cok kaynakta yapraklarinin keskin, aromatik bir kokusu oldugu söylense de, ben buna hic dikkat etmemisim. Dogru mudur civanpercemi?
 |
| Fotograf: Beste |
Ilk yapraklarin baharda topraktan alcak bir
rozet olusturacak sekilde ardarda cikar. Koyu yesildir. Pek bilinmemesine ragmen, bu yapraklar henüz tazeyken (ciceklenmeden önce) salatalara katilarak yenebilir. Hic denemedim ama corbalarda ve pek cok baska yemekte de kullanilabilecegin söyleniyor. Bir süre sonra bu alt yapraklarin arasindan kalin ve dik bir dal yükselir. Boyun böylece 20-100 cm'yi bulabilir. Semsiye seklinde bir cicek kurulu olusturan minik, beyaz/krem renkli (bazen de pembemsi) ciceklerin bu dal üzerinde acar. Türkce'de sana bir de
akbasli demelerinin sebebi budur.
Papatyagillerdensin, otsu ve cokyilliksin. Ciceklerin Mayis-Ekim arasi acar. Yol kenarlari, cayirlar, tarlalar, genel olarak günesli ve kuru ortamlar yetismeyi sevdigin yerlerdir.
Hindiba gibi sen de bir
öncü bitki imissin. Bunu da yeni ögrendim. Öylesine mütevazisin ki, yetistirilmen gayet kolaydir. Yaz boyunca yeni
stolonlar ile kendiliginden yayilirsin. Öyle ki
benim gibi acemi bahcivanlar, üstelik de pencere kenarindaki saksilarda bile yetistirebilirler seni.
|
| Saksida tutunmaya calisan civanpercemi - Agustos 2010 |
Normalde bir metreyi bulan dik köklerin olmasina karsin, kücücük bir saksi icinde bile yeni stolonlarla yayilabilecek ve cicek acacak kadar cömertsin. Seni ne cok, ne cok sevdigimi söylemistim, degil mi? Bunun disinda karincalar yardimiyla tasinan tohumlarin da bir diger cogalma seklindir elbet.
Ayni cins adi (
Achillea) altinda yer alan 85 bitkiden biri, en yaygin ve en cok bilinenisin. Birbirinden ayirt edilmesi güc pek cok
alt türün ve
varyeten de bulunmakta. Bu yüzden cayirda gördügümüz her Achillea üyesine - özellikle beyaz cicekli ve bin yaprakli ise :) - civanpercemi deyip gecersek kusura bakma lütfen.
Ciceklerinin üzerinde actigi dik ve az yaprakli dallar eskiden Çin'de kurutularak
I-Ching felsefesi cercevesinde gelecegi okumakta kullanilirmis. Modern dünyanin gelecegi okumak icin artik senin dallarina gereksinim duymadigini söylemeliyim civanpercemi. Fakat bak, ne geldi aklima. Acaba ayni dallari
mikado oynamak icin kullanabilir miyiz? Gelecek yaz sincap oglum bu oyunu oynamak icin yeterince büyümüs olur ve deneme firsatimiz olur diye umuyorum.
 |
| Fotograf: Beste |
Gelelim diger yararlarina ve kullanim alanlarina... Almanca'da sana
Gotteshandkraut (Tanri'nin eli otu),
Heil aller Schäden ( Tüm dertlerin sifasi) adlarini takmalari tesadüf degil, biliyorsun. Almanca en yaygin adinda (Schafgarbe) gecen
garbe de Eski Almanca'da "sifa veren" anlaminda bır sözcüktür. Pek cok kaynakta, mide ve sindirim sorunlarina, karin agrisina, kimi kadin hastaliklarina, soguk alginligina iyi geldigin söyleniyor. Sahip oldugun eterik yaglar enfeksiyon önleyici ve kas gevsetici özellikleriyle karin agrisi ve mide bulantisini engellermis.
Kimi rivayetlere göre de yapraklarin badem ya da jojoba gibi cilt dostu bir temel yagin icinde 3-4 hafta bekletilirse, harici uygulandiginda cesitli cilt hastaliklarina iyi gelen bir yag elde edilirmis.
Ama dikkat! Bazi insanlarda allerjik tepkilere sebep oldugun da biliniyor. Bütün bunlarin bilimsel olarak tam kanitlanmamis, daha cok halk arasinda paylasilan bilgiler oldugunu belirtmeliyim. Modern tip sadece kan durdurucu özelligini kanitlamis. Bilesigindeki
tanenler imis sebebi.
Lesley Bremness
A Complete Book of Herbs adli kitabinda köklerinin cevrendeki bütün bitkileri besleyen ve sagliga kavusturan maddeler salgiladigini söylüyor. Öyle ki, onlarin aromalarini ve sifali özelliklerini bile arttirirmissin. Yine onun dedigine göre, tek bir parca yapragin bile büyük bir kompost yigininda cürümeyi hizlandirici isleve sahipmis. Ekolojik/organik bahçıvanlık kitaplarında "
bitkilerin doktoru olan bitki" diye tanımlandigini biliyor muydun? Örneğin Jürgen Wollf'un
Mein Schöner Garten-Bio adlı kitabında yaprak ve ciceklerinden hazirlanacak bir cayin, içeriğindeki eterik yağlar, kalyum, salisilik asit ve diğer maddeler (bitters, tannins) sebebiyle bitki güçlendirici ve mantar önleyici etkileri olduğundan bahsediliyor. Bu bilgilere dayanarak
ben de sık sık cayini hazirlar ve saksi ciceklerimi sulamakta kullanirim.
Bu özelliklerinle permakültürde de önemli bir bitki olarak görülüyormussun. Topraktan degerli besin maddelerini alip bünyesinde toplayan ve ardindan gübre olarak kullanilabilen senin gibi bitkilere
dynamic accumulator deniyormus. Ayrica cevrendeki bitkilere iyi bir "
eşlikçi bitki" (
companion plant)
oldugun ve yapilarindaki eterik yaglari arttirdigin icin de permakültür uygulamalarinda tercih ediliyormussun. Yararli böcekleri ortama cekmen de cabasi :)
Su listede görülecegi üzere dostu ve doktoru olmadigin bitki yok gibiymis.
Sevgili civanpercemi,
Seni ve ailenin kirmizidan sariya uzanan renklerdeki cicekleriyle tüm üyelerini sevgiyle selamliyorum. Bir bitki olabilseydim sanirim civanpercemi olmak isterdim. Madem ki bu mümkün degil, civanpercemi gibi bir insan olabilmeyi diliyorum ben de.
- Civanpercemi'nin Fransizca adlari konusunda detayli bilgi veren, 1. Dünya Savasi sirasinda Fransiz askerlerinin civanpercemi ile tedavi edilisine dair kaynagi (Maurice Mességué, Hayat Veren Sifali Otlar, Milliyet Yayinlari, 1982) ve su an elimde olmayan Lesley Bremness'in A Complete Book of Herbs'inden civanpercemi girisini bana ulastiran, bahcesinden civanpercemi fotograflarini paylasan Beste'ye...
- ve civanperceminin permakültürdeki önemine gözümü acan, beni dynamic accumulators kavramiyla tanistiran, kaynaklarini paylasan sevgili permakültür ögretmenim Pinar'a tesekkürler!
 |
Bu yazdan bir civanpercemi... |