29 Eylül 2010 Çarşamba

Sarı Kantaron veya Binbir delik otu(Hypericum perforatum ve Hypericum Calycinum)

Sağdaki merdivende yer alan şişede ne var?


Bu yaz  Burgonya Bölgesi'nde yaptığımız tatilde, bir hafta sonu göl kenarında yer alan şirin bir eve misafir olduk. Evin fotoğraflarını çekerken merdivenlerde bir şişe gözüme ilişti. Evin sahibi komşusunun sürekli Millepertuis adlı sarı çiçekleri zeytinyağı ile karıştırıp güneş altında beklettiğini sonra bu yağın yanıkların ve yaraların tedavisinde haricen kullanıldığını söyledi. Üç hafta güneşte bekleyince böyle turumcumsu bir renk alıyormuş. Beni ziyarete gelen kadim  dostum Seda, aa sarı kantaron bu, yaylada köylüler aynısını yapar, uyku zorluğu için kullanılır ancak fazla içilirse uyuşturucu etkisi yapar dedi. Kaşif kalbim hızla atmaya başladı ve araştırmaya başladım. İngilizcesi de St John Worth çıkmaz mı?  Hani depresyona karşı yada regl ağrılarını geçirmek için filan tabletlerini aldığımız bitki.  Hepsini ayrı birşey sandığım Mersin yaylalarının sarı kantaronu, Burgonya'da bir göl köyünün millepertuis'ü  ve ingiliz havalı St John's Worth hep aynı çiçekmiş. Bu keşif  bu blogu hazırlama arzumu daha da güçlendirdi. Bir amatör bitki sever olarak kafamda ayrı dil bölmelerinde yer alan bilgileri birleştirdim.


Araştırmalarımda iki tip benzer çiçek olduğunu gördüm. (yetmişe yakın çeşidi olduğu söyleniyor).Biri doğada yer alan yıllık yabani sarı kantaron diğeri çok yıllık çalı bitkisi büyük çiçekli binbirdelik otu. Hem Fransızca hem de Türkçe bilgilerde iki bitki sıklıkla aynı çiçekmiş gibi anlatılıyor. Ancak bu yaralara sürülen yağ yabani olanın toplanan çiçek ve tomurcuklarıyla hazırlanıyor. Bu iki bitkiye ait bilgileri aşağıda ayrı ayrı ele alacağım. Yasadigim yer olan Normandiya'da bu bitkiye niye rastlamadim diye hayiflanirken, ben bu yaziyi hazirladiktan sonra bogurtlen toplarken karsima cikti. Hemen bir koku bahceme ektim. Normalde dogada gordugum bitkileri yerinden sokmuyorum ama Fransiz'larin agaclari, yol kenarlarini kontrol etme hastaligi var ben cicekleri koparmaya kiyamazken bir makinayla hepsini trasladilar, o gunden beri kurtarma harekati benim yaptigim.  Topladigim cicekleri zeytinyagi ile birlikte minik bir kavanoza koyup sonbahar gunesinin kollarina biraktim. Toplam 3 haftada turuncu olacak, simdiden renk degistirdi bile.


Prof.Dr.Faik Yaltırak'a göre yukarıdaki çalı bitkisinin adı hypericum calycinum yani büyük çiçekli binbirdelik çalisi

Latince adı: Hypericum Calycinum (Bitkilerin latince adları önemli bitkilerin bölgesel adları farklı olabildiği gibi farklı dillerde aynı bitki olup olmadığını ancak latince ile sağlamlaştırabiliyorum. Bunu botanikçilerde yapıyor. İlk olarak 1753'te İsveç'li Carl von Linné uluslararası kabul gören, bitkileri latince adlarına göre sınıflandırma sistemini geliştirmiştir.)
Türkçe Adı: Büyük çiçekli binbirdelik otu
Fransızca: Millepertuis, rose de sharon
Ingilizce:Rose of Sharon
Ailesi:Gittifères
Çiçeklenme dönemi: Haziran-kasım dönemi
Orijini: Yaltırak'a göre 1680'lerde Belgrad Ormanı'ndan İngiltere'ye götürüldü.
Dikim metodu: Tohum, daldırma
Tipi: Her dem yeşil çok yıllık çalı
Hastalık ve parazitler: pas hastalığı
Konumlama: Güneş, yar gölge
Renkleri: Sarı çiçek

Latince:Hypericum perforatum
Türkçe Adı: Sarı Kantaron, mayasıl otu, kan otu, binbirdelik otu,
Fransızca:Millpertuis perforé ancak kırka yakın farklı ismi var, chasse-diable(şeytan kovucu), herbe aux fées(peri otu), herbe aux mille vertus(bin derde deva otu), herbe de Saint Eloi, herbe de la Saint-Jean, Barbe de Saint-Jean,  herbe à mille trous(binbirdelik otu), herbe percée, herbe à la brûlure(yanık ou), herbe aux piqûres(böcek sokması otu), herbe du charpentier, trascalan, truchereau vs.
Ingilizce: Balm of warrior , St John’s wort , Touch and heal
Almanca: Johanniskraut,Blutkraut, Feldhopfenkraut, Herrgottsblut, Hexenkraut, Johannisblut, Johanniskraut, Konradskraut, Mannskraft, Tüpfelhartheu, Waldhopfenkraut, Walpurgiskraut
Ailesi:Hypericaceae
Çiçeklenme dönemi:mayıs,agustos
Orijini:
Dikim metodu: Tohum, daldirma yada havucu andıran siyah köküyle çoğaltmak mümkün.
Tipi:  yıllık yabani bitki
Konumlama: Güneş, yarı gölge
Renkleri: sarı
Cicek yapraklarini gunese tuttugunuzda icinde binlerce delik gorursunuz bitkinin adi buradan geliyor, binbirdelik otu. Yabani bir tur olan kantaronu dogada bulabilirsiniz.

Her iki bitkide butun dillerde Aziz Yahya otu olarak geciyor, nedeni azizin dogumgununde acmasiymis. Bu bitkiler homeopati'de, bitkilerle tedavide kullanılmaktadır. Sari kantaron flavonoides, hypericine ve antibiotik etkisi gosteren hyperforine icermektedir. icten kullanimda, depresyon, endise, menopoz sikintilarinda basarili sonuclar elde edilmistir. Yagi yaralari, yuzeysel yaniklari ve gunes yaniklarinin tedavisinde kullanilir. Ayrica antienflamatuar ozelligiyle romatizmada kullanilabilir. Baska ilaclarla etkilesime girebilir, hamilelikte ve emziren kadinlarin kullanmamasi gerekir. Yagin kullanimi gunes isigina karsi hassasiyeti arttirip gunese cikilmasi halinde deride renk degisimlerine neden olabileceginden dikkat edilmelidir. Bu bitkiler tedavi amaçlı ancak uzmanların önerisi ile kullanılmalıdır.




27 yorum:

Süt Dilimi dedi ki...

Annem sarı kantaronu zeytinyağında bekletir yanıklarda kullanırdı; ama depresyon tedavisinde kullanıldığını bilmiyordum doğrusu :) Çocukluğumda tanıdığım bitkileri görmek ve farklı kullanım alanlarını öğrenmek çok keyifli; teşekkürler...

beste dedi ki...

cok tesekkurler yorumunuz dogru yolda oldugumuz inancini pekistiriyor:) ne mutlu bize...

Yurdanur dedi ki...

Çok teşekkürler paylaşımınız için.Değişik ruh halerinde olduğum bu günlerde kantoron çayı ile dinleniyorum.Etkisine ve gücüne inandığım bir çiçek.

beste dedi ki...

sanirim sonbaharin ruh uzerine etkisi dalgalanmalar:) tavsiyeniz uzerine, kahve yerine kantaron cayi icsem daha iyi olacak.

evren dedi ki...

Ben sari kantoron ile bu yaz tanistim, biliyorsun. Buralarda hep görüyorum o kücük yaprakliyi (Hypericum perforatum). Bu yazida bahsettiklerinden, örnegin zeytinyaginda saklama usulünden keske daha önce haberim olsaydi, bolca toplar denerdim.

Benden Bizden dedi ki...

Kantaron yaginin St John's Worth oldugunu ogrenince cok sasirdim! Her derde deva bu yag gercekten de! Hamileler ve emziren kadinlarin kullanmasinin sakincali oldugunu da eni ogrendim. Sanirim bir sure daha beklemem gerekecek almak icin! Sevgiler :)

O.K.A.- MAVİ TUTKU dedi ki...

Bir programda haziranda çiçekleri açmadan toplanmalıdır demişti bu bitki için

Nihal Maya dedi ki...

haftasonu kızlarla toplandığımızda sen güzelleşmişsin demiştim birine bana dediki güzelliğin sırrını buldum bir yağ var her derde deva dedi... içimden de sakın kantaron deme diye sayıklarken kanteron dedi :)) çok az bulmuş heryerine sürüyormuş :)))getiriyim ben sana dedim...
buralarda çok revaşta bu kantaron...hakkaten dedikleri kadar da var.yaranın iyileşirken bıraktığı skar dokusunu azaltıyor...
teşekkürler paylaşım için

beste dedi ki...

evren-Seneye yapacak bir suru isimiz olacak paylastikca dogayi daha yakindan tanidikca gidisat cok keyifli:)

Benden bizden-Hamilelik esnasinda cok dikkatli olmak gerekiyor zaten siz biliyorsunuzdur, bebeginizi saglikla kucaginiza alin sonra doga kesif calismalarini onunla yaparsiniz:)

OKA-Mavi tutku-Haklisiniz yuzde 60/70 arasi tomurcuklardan olusmalidir diyordu bir yazida. Haziranda toplanmasi da mantikli guneste bekletmek acisindan ancak su an sonbahardayiz ve hala uzerinde tomurcuklar var sari kantaronlarin, bu acidan belli gunes sorun olabilir.

Nihal Maya-Cok guldum ya ah bu kadinlar:) benim yag olgunlasinca deneyecegim. Bakalim soran olacak mi guzellik sirrimi? sevgiler

dogaguncem dedi ki...

ne kadar keyifle okuyorum anlatamam :) fotoğraflar ayrıca pek güzel!

beste dedi ki...

dogaguncem-cok tesekkurler yorumun beni ne kadar mutlu etti bende anlatamam:)

ayçobanı dedi ki...

O nasil siirsel bir tas yapidir oyle!! Sviyorum tas evleri, kisliklerini. Hele boylesine yesille ic ice olanlarin yeme de yaninda yat...

Bu yazi benim icin son derece egitici oldu, aaa aaaa diye diye okudum resmen :)

kara kitap dedi ki...

kantaron yağı az miktarda içildiğinde mide rahatsızlıklarına da iyi geliyor.ben akşamları rahat uyumak için içiyorum.

Meyvelitepe dedi ki...

Kantaronu çok duydum, ama öyle çok sarı çiçekli bitki var ki etrafta, yanlış bir otu toplayıp yanlış işler yapmaktan korkuyorum. Keşke bunları ayırt edebilmenin bir kolayı olsaydı, nasıl emin oluyorsunuz doğru ot olduğundan, bir püf noktası var mı?
Büyük çiçekli binbirdelik otunu tanıdım, dolaşırken görüyordum, yaprakları büyükçe ve koyu yeşil, fakat öteki?

Bir de benzer bir uygulama, yani zeytinyağında bekletilerek yara tedavisinde kullanılan kudret narı var. Onun da yaralar üzerinde mucizeler yarattığı söyleniyor ki, birine şahit oldum. Gaddarın biri tarafından tüfekle vurulan zavallı bir köpeğin boynunda açılan dev yaranın kudret narıyla bekletilmiş zeytinyağıyla, mikrop kapmadan iyileşmesi inanılmazdı.

Berceste dedi ki...

Bak bana bu akşam bundan lazımdı işte :) Sakinleşmeye, uyumayan küçümenin ardından... Ama yazı ve o güzelim ev bile yetti. Binbir delik kısmını sevdim ben. Ayırt etmek için en güzel yöntem, ışığa tutup üzerindeki delikleri görmekmiş değil mi? Yoksa kendime güvenemezdim toplamak için. Evren'e dediğin gibi, seneye çok işimiz var, çoook :)

Zehra Gürgen dedi ki...

Hemen anneme fotoğrafı gösterip bu çiçekten bul anne dedim :)
sayende bir çiçeği ve harika özelliklerini öğrendim. İyileşince Fethiye civarını bir keşfedeyim bakalım burada var mı?

beste dedi ki...

Ayca-Umarim cok didaktik olmamistir (dur sen ne diyordun dendrolojik?)bende cok sasirmistim parcalari birlestirince:)

Karakitap-Iyi uykular:) yagim cok az simdilik kuruttugum ciceklerini demleyip icecegim sanirim. tesekkurler bilgi icin.

Meyvelitepe-Size daha fotograf yollayabilirim sonra gorunce sip diye anlarsiniz. Birde cicekleri gunese tutup bakarsaniz ustunde binlerce delik var gigi gozukuyor bu yontemle yanilmaniz mumkun degil. Zavalli kopecigin iyilesmesine cok sevindim gaddar avciya diyecek cok sozum var da neyse burdan degil.Kudret nari yazisini sizden bekliyoruz artik:)

Berceste-Olur bazen bir daha huysuzlanmasin ponpon hanim. Yalniz Dilek ev aktar dukkanina donuyor haberi ola, her yerden birsey sarkiyor koyacak yer bulamiyorsun ben bitkilerin bir kismini salonda mobilyalarin ustunde kurutuyorum oglustan uzakta.

beste dedi ki...

Zehra-Kimbilir ne cicekler vardir Fethiye ve civarinda cok zengin bir flora ve fauna var oralarda. Ne sanslisin.Gecmis olsun Derin'le cicin kesif turlarina bakalim

Adsız dedi ki...

Çocukluğumdan beri güzel rengi ve özellikle ortasındaki ipeksi görünümü ile dikkatimi çeken, yıllarca kendimce " İpek çiçeği " olarak isimlendirdiğim, birkaç sene öncesine kadar kantaron olduğunu bilmediğim muhteşem bitki; büyük çiçekli kantaron... Küçük çiçeklisi de var ama ben buna aşıktım. İnternet sayesinde sizler gibi pek çok yazar ufkumuzu genişletti. Öğrenmeye aç olanlar artık bilgiye ne kolay yoldan ulaşıyor. Yılların bilgi birikimini, dökümanlarını, resimlerini paylaşan herkese teşekkürler...Hep merak ettiğim " binbirdelik " isminin neden kaynaklandığını öğrenmek çok güzeldi. Yazılarınızın takipçisiyim.

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Siz çok yaşayın Beste Hanım! :))
Aybaşında Bozcaada'da tanışmıştım sarı kantaron otu ile, araştırıp yazsam diyordum, sizden öğrendim ayrıntısını.
Sizinkine benzer bir hikaye benimki de, böğürtlen avına çıktığımız gün bulduk onları ve sevgili Ümit sayesinde, toplanan kantaron çiçekleri hemen zeytinyağında dinlenmeye başladılar, şimdi evde kullanılmayı bekliyorlar.

Berceste dedi ki...

Sevgili Meyvelitepe, Beste de söylemiş, ben de Tijen'den duymuştum ilk defa adı üstündeymiş, binbir delik varmış çiçeğinde güneşe tutunca. Ben de çocukken yağlıboya çiçeği dediğimiz bir çiçeği benzetmiştim. Tijen, güneşe tut bak demişti! Beste bu ayırt etme işinde acayip usta. Adını bilmediğim hangi çiçek varsa buluyor bak adı bu diye sürprizle çıkıveriyor her seferinde karşıma :) Ondan ders almak lazım :)

Kudret narı fotoğraflarım hazır, kenarda bekliyor :) Bitkisi de çok değişik, çok hoş onun...

Meyvelitepe dedi ki...

Kudret narı ile ilgili zaten epey bir araştırma yapmıştım, ilginç bilgiler var elimde. Ayrıca biz geçen yıl yetiştirdik onu, ama fotoğrafını çekmedik sanırım. Bu yıl da ekmiştik meyve vermedi, meğer bir püf noktası varmış, geç öğrendim. Fotoğraflar da hazırmış mademki, ilk fırsatta yazmaya çalışırım bir kudret narı yazısı.
Ama önce henüz bu konuyu ele alan yoksa bir kasımpatı yazısı düşünmüştüm, çok ilginç şeyler buldum araştırırken, lakin benimkiler henüz açmadı elimde fotoğrafları yok.

Berceste dedi ki...

Hangisini isterseniz... Biz sizi bekliyoruz :)Kesilmiş çiçek olarak bir iki tane Kasımpatı fotoğrafı var elimde. Eskiden komşularımızın bahçesinde pek çok olurdu ama çim modası çıktığından beri zavallıcıklar yok oldu :(

beste dedi ki...

Adsiz-O kadar guzel yorum yazmissin ki bir kere daha bu blogu kurdugumuz icin cok mutlu oldum, cok tesekkurler. Keske isminizide soyleseydiniz.

Ekmekcikiz-Ne guzel yakinda yaglarimiz hazir, bogurtlenlere yakin oluyorlar galiba:)cok tesekkurler

Süt Dilimi dedi ki...

Ben de başlangıçta teknik destek sorunu yaşıyorsunuz sanmıştım! İlahi Leonardo! Çok öpüyorum O'nu...Blog çok keyifli oldu ama... Ellerinize sağlık. Sevgiler...

sare dedi ki...

Pazarı gezerken tezgahın üstündeki çiçeği ben tanıyorum dedim ve tik tik den yola çıkarak sarı kantaronla ilgili sayfanıza ulaştım. Bu yaz başında topladığım kantaronları aynen sizin yaptığınız gibi yapmış ve yağın rengini değiştirmesine şahit oluyoruz. Ben yapalı enaz 6 hafta oldu, 2-6 ay arasında süre veriyorlar.
Çukurova bölgesinde çok meşhur olan bu bitki yağının ağrılara iyi geldiği bizzat test edilmiştir.
Paylaşımınız için teşekkür ederim.

beste dedi ki...

sare-gunesin gucune kadar hazirlanma suresi degisiyor ama olgunlasinca cok guzel bir turuncu rengi var:) yaralara suruyorum ben birde gunes yaniklarina. Cok bereketli bir yag hala bitmedi benim yaptigim. sevgiler