20 Eylül 2010 Pazartesi

Bir pırıltılı diken: Altın dikeni

Aşağıdaki yazı Mutfaktaki Yaban adlı kitabımdan alınmadır. Yazının başındaki kısım bir öyküdür, birebir yaşanmamıştır. Fotoğraf 2009 Haziran’ında Bozcaada’da çekilmiştir. (Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2008)

ALTIN DİKENİ (Scolymus hispanicus L.) Şevketi bostan (İzmir), Uslu kenker (Bodrum), Akçakızı (Bigadiç-Balıkesir), Çetmi dikeni (Balıkesir), Kızılgöz dikeni, Sarı diken, Akkız (Ayvalık), Sarıcakız (Bigadiç), Akdiken (Konya), Benekli altındiken/Gavulya/Kavulla/Sütlü kavulla (Kıbrıs)


Ağrı kesici almak için eczaneye girmiştim. Baktım çaylar gelmiş, kasabanın eşrafından bir kaç kişi eczacının karşısında oturmuş, sohbet ediyorlar. Bölmek istemedim sohbetlerini ya eczacı kalfası “buyur beyim, sana da bir çay ikram edelim, otur soluklan biraz,” deyince hiç değilse bu ilginç konuya kulak misafiri olmak amacıyla boş olan sandalyeye iliştim. Eskilerden bahsediyorlardı. Cemil Şener diye bir doktor varmış. Bir dönem milletvekilliği de yapan bu doktor öleli epey olmuş ya adını unutmamış Manisalılar. Bakteriyologmuş. 1930larda Manisa’da askeri tabiplik yaparken tıbbi bitkilerden yapılan ilaçlara merak salmış. Yörede çok kullanılan “şevketi bostan” bitkisinden hem yemek yapılıp hem de köklerinin kaynatılıp suyunun içilmesi dikkatini çekmiş. Manisalılar böbrek ve mesanedeki kum ve taşları düşürmek için içiyorlarmış bu suyu. Bunun üzerine bitkiye ve tedavilere dair gözlemler yapmış. Üç yıllık çalışmanın ardından hazırladığı ilaca “Lityazin” adını vermiş ve ruhsat almak üzere Sağlık Bakanlığına başvurmuş. İki yıl sonra verilen izinde bu ilacın adının “Lityazol Cemil” olması önerilmiş ve Manisa’da ilacın imalatına başlanmış. Lityazol Cemil, Dr. Cemil Şener’in 1978 yılında vefatından sonra ailesi tarafından sürdürüldüyse de 1995 yılında tamamen durmuş. Küçük bir kentte, soluklanmak için girdiğim bir eczanede bu kadar nefes kesici bir hayat hikâyesiyle karşılaşmayı beklemiyordum doğrusu.
*
Görüyorsunuz ya, sadece mutfaklarınızda değil, ecza dolaplarınızda da yer alan bir bitkiyim. Bana altın dikeni derlerse de daha çok şevketi bostan adıyla bilinir, sevilirim. Anadolu’nun doğusu ve güneydoğusu dışında hemen her bölgesinde yetişirim. Sadece Anadolu’da değil, Rusya’nın güney bölgelerinde, Kırım’da, hatta Avrupa’nın güney bölgelerinde de bilinir, tüketilirim. Yine de en çok Egeliler ve adalılar sever beni. Kıbrıs’ta yaygın olarak bulunurum. Kıbrıslı Rumlar “chrysantagho”, Kıbrıslı Türkler “benekli altındiken”, “gavulya” kavulla” gibi adlarla bilirken Giritliler “askolibrus” der bana. Latince adıma pek de yakın bir addır bu. Bazen turşumu kurar, bazen yumurtaya bulayıp kızartırlar. Sarı çiçeklerim vardır ya kolayca koparamazsınız, çünkü dikenlerle sarmalarım onları. 70-80 santimi aşmaz boyum, deniz kenarında da yetişmekle birlikte yükseklerden kopamam. Daha çok kış aylarında (Ocak ayından Mart-Nisan’a kadar) toplanırım, hele de yemeğim yapılacaksa. Hazmı kolaylaştırır, sindirim sistemini güçlendirir, karaciğeri temizler, onarırım. Hele de fazla alkol veya ilaç alımının yorduğu karaciğerleri tedavi etmekte ustayımdır.

Benden öyle çok yerde yararlanır ki insanlar, anlatsam sayfalar dolar. İyisi mi sözü dolandırmadan mutfaktaki kullanımlarıma getireyim. Kıbrıslı Rumlar körpe yapraklarımı haşlayıp zeytinyağı ve limonla salataya dönüştürür veya baklagillerle birlikte pişirirler. Kıbrıslı Türkler çorbamı yapar, böreklere koyar, yahnileri zenginleştirir, etle pişirir, kızartır, zeytinyağlı yemeğimi yapar, yumurtalı olarak tüketir, mezeli sofralarda sunar beni. Giritli Türkler haşlayıp zeytinyağı ve limonla yer veya etli ya da domatesli yemeğimi yaparlar.

Yazıda yararlanılan kaynaklar:
1. Prof. Dr. K. Hüsnü Can Başer, ’60 Yıllık Bir Türk Bitkisel İlacı: LİTYAZOL CEMİL’, http://www.khcbaser.com/turkish/kisisel/makale/lityazol.htm
2. Loucas Savvides, Edible Wild Plants of the Cyprus Flora, Nicosia, Cyprus, 2000
3. Prof. Dr. Turhan Uslu, ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Mutfak Bitkileri’, Türk Mutfak Kültürü Üzerine Araştırmalar (Hazırlayanlar: Kâmil Toygar, Nimet Berkok Toygar), Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı, Ankara, 2005

15 yorum:

neslisah dedi ki...

tijen hanim
bastakiler hikaye imis ama lityazol kismi dogru mu acaba?
bir de sevketi bostanin ingilizce adini yazar misiniz
tesekkurler

evren dedi ki...

Bu dikenli yapraklar haslanarak yenebiliyor mu yani Tijen? Inanilmaz! Yürürken yanindan gecsem görüntüsünü severdim ama pisirip yemek aklima bile gelmezdi. Eski eczaneler de ne güzel yerlerdi bu arada...

beste dedi ki...

Bu kitabi o kadar cok bekledim ki, satin aldiktan 6 ay sonra elime gecti. Simdi her gun kitapta yer alan bir bitkiyi bulup yiyorum. Lityazol Cemil'i tanimis olmaktan cok memnunum. Fransizca adi chardon d'Espagne ancak akdeniz kiyisinda varmis, normandiya kiyilarinda usuyor anlasilan:)

Süt Dilimi dedi ki...

Girit kökenli bir aileden gelen Ayvalıklı bir arkadaşım kuzu etiyle pişirmişti. Çok lezzetli bir terbiye ile sunmuştu bize; biz akkız deriz demişti. Hala tadı damağımda... Baharın gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum.

Berceste dedi ki...

Oyle cok merak ettim ki tadini Tijen... Oyle guzel anlatmissin ki! Senin her kitabin altin degerinde kanimca.

Tijen dedi ki...

Neslişah,
Evet, hikayedeki Lityazol Cemil kısmı doğru, zaten yazının sonunda kaynak bilgisi de var.
Google'a Latincesini yazarsan İngilizcesi de çıkacaktır, Golden thistle:
http://en.wikipedia.org/wiki/Scolymus_hispanicus

Tijen dedi ki...

Evren,
Tabii bu kadar büyümeden önce yeniyor. Çiçeklenmeden önce. Ege pazarlarında hep satılır. Toplaması da ayıklaması da zor, onun için pahalı olur.

Tijen dedi ki...

Dilek,
Baharda İstanbul pazarlarında da bulunuyor olabilir, hele bir gelsin diyeceksin tabii...

Berceste dedi ki...

Yok baharin gelisini beklemek sorun degil de, pisirmeyi becerebilir miyim onu bilemedim. Iyi pisiren bir yer varsa Istanbul'da gidip oradan yemeyi tercih ederim. Senin yazilarinda gecen Sultanahmet'te boyle Girit yemekleri yapan bir yer vardi galiba. Onlarda olur mu acep?

Tijen dedi ki...

Dilek,
Çiya'da yiyebilirsin. Belki bir de Asmalımescit'te Ece Aksoy yapar. Başka nerede olur? Bilmiyorum valla!

beste dedi ki...

Ferikoy organik pazarinda ege otlari satan cok tatli bir cift var onlar satiyor suyun icinde sevket-i bostani, evet biraz pahalicaydi hic pisirmeyince bende tereddut etmistim almaya.

Yurdanur dedi ki...

Antalya'da yaşıyorum ancak bu bitkinin adını sadece bir iki kez duydum.En kısa zamanda alıp deniycem.Ama sizden güzel bir tarif işimi daha da görür:)

Bu arada benim için mucize gibi olan sarı kantoron dan da biraz bahsedebilir misiniz?Belki daha önce bahsetmiş olabilirsiniz ama yenileme yapmak güzel olurdu :)

O.K.A.- MAVİ TUTKU dedi ki...

Ne güzel ne faydalı bir blogunuz var..

Meyvelitepe dedi ki...

Böyle ilginç bir hayat hikayesine kulak misafiri olmak ne şans. Sanırım böyle şeyler meraklısını ve arayanı bir şekilde buluyor. Sizi bulunca bizi de dolayısıyla bulmuş oluyor ki, bu da bizim şansımız:)

Semra taşlı dedi ki...

Evet bende Amerikada yaşayan ve fakat tam izmir hanımefendisi olan saygıdeğer bir büyüğümden öğrenmişsin ıtır otu ile reçel yapımını....inanılmaz bir tat yeni keşifler açık birisi olarak çok bepenmiştim ve Ogün bugündür karşı sitemin bahçesindeki ıtır otu ile muhtelif yerlerde kullanıyorum Ayrıca Osmanlı mutfağında muhallwbilerde de kullanılırlar yani çok ta uzak bir tad değil bize...