26 Eylül 2010 Pazar

Unutur muyum hic seni?!

Bozkir baskentte her anlamda renkli, mutlu bir cocukluk yasadim ben. Kentlesme sistemimizin gerektirdigi uzere bir apartman dairesiydi oturdugumuz ama sansliydik cunku bir on bir arka bahcemiz vardi. O zamanlar apartmanda yasayan herkesin araci yoktu ve haliyle binaya ait bu minik alanciklar otopark olmak yerine hala „yesil“ olarak hizmet verebiliyordu. O da yetmiyormus gibi „Kayalik“ olarak adlandirdigimiz, gunumuz kosullarinda macera oyun parki olarak nitelendirilebilecek bir de dogal oyun alani. Dizlerim, ellerim, dirseklerim gurur duydugum diger cocuklarla yaristirdigim yara bere izleriyle doluydu. Ha bir de, bunca sokak cocuklugundan dolayi aramizda hic tombik cocuk ta yoktu!!

Kayalik’tan buraya aktarilacak cok anektot var ama ilki renkli dogal cicek tarlalarina dair olmali.

Ozel gunler icin cicek toplama iznimiz vardi. Izni kim veriyordu hatirlamiyorum. Belki annelerden biri, belki kendi kendimize boyle kararlar aliyorduk ama her gun cicek toplamiyorduk, “cicek yerinde guzel”di! Hem bir kac deneyim sonrasi minik vazolarimizda tarlada yasadiklari kadar uzun yasamadiklarini da gormustuk, ne gerek vardi. Ama bitkilerin hepsinin sadece koku degil, soganlari ya da rizomlari olabilecegini de o donem ogrenmistim. Ya da kiminin golgeyi, kiminin kizgin gunesi sevisini de. Sukulentlere sevdalanisim da muhtemelen kayalik gunlerine dayaniyor, ve tabi bir de „unutma beni“ ye...

Annem soylemisti ilk defa adini, dalga geciyor sanmistim. Olabilir miydi boyle bir isim?!

Latince adi, Yunanca fare kulagi kelimesiyle akraba olsa da bir Alman hikayesi, Tanrinin butun bitkilere isim verdigi sirada unutuldugunu dusunen minik bir bitkinin “Unutma beni” diye seslenisi uzerine Tanrinin bu adi ona layik gorusunden bahseder. Bir diger hikayeye gore sevgilisine cicek toplarken nehire dusen genc adam elindeki cicekleri son bir gucle onu kurtarmaya calisan sevgilisine atarken “Unutma beni” diye seslenir ve nehrin azgin sularinda gozden kaybolur.

Yaklasik 50 adet akrabasinin 34’u Yeni Zellanda kokenli olsa da,kuzey yarim kurede yasamayi seven Myosotis, Avrupa, Asya ve Amerika’da dogal olarak bulunmakta. Gec bahar, erken yaz aylarinda guzel mavi renkli ciceklerini, ender olarak da beyaz ve pembe renklerini kusanir. Kulture edilmis ornekleri yari golgede yasamayi tercih ederler. Cicek parterlerinde ya da yer ortucu olarak tercih edilebildikleri gibi kaya bahcelerinde de kullanilabilirler. Eylul ve ekim aylari pereniyal olan myosotisler icin uygun dikim zamanidir.

Seni hic unutmayacagim Myosotis, cocuklugumdan kalan guzel gunleri de. Yasadigin kayaliklarda simdi sevimsiz yapilar var. Hatta en dogal halinle seni gormeyeli uzun zaman oluyor. Tekrar gorusecegimizi biliyorum, ama o zamana kadar kulture edilmis akrabalarinla paylasacagim sevgimi. Hatta hazir mevsim senin mevsiminken, bahcede onlara yer acmak gerek, ne dersin?!

Latince adi: Myosotis sp.
Ailesi: Boraginaceae
Unutma beni ya da Mine cicegi (TR), Forget me not (EN), Vergissmeinnicht (DE), Ne m’oubliez pas (FR)

Yazi icin cektikleri resimleri benimle paylasan Beste ve Dilek'e sonsuz tesekkurler...

16 yorum:

beste dedi ki...

bende sokakta ve arkadaki bos arsada oynamis sansli bir cocugum ceviz, dut, incir agaclarina tirmanip erkek cocuklarla yarisirdim. Hic bilmedigim bir cicek sen yazinca arka bahcemde var olan cicegin o oldugunu farkettim. Bir kismini kultur bahceme ektim bile seni ve onu unutmayacagim Ayca:)

ayçobanı dedi ki...

Nazli bir guzellik. Ben de kayalarla destekli bir kompozisyon dusunuyorum :) Cok sevindim tanistiginiza :) Bizlerin cocuklugunda dahi, ki anneler babalar bizim zamanimizda dediklerinde durum eminim cok daha baska, kentlerin ekolojileri bambaskaymis, simdi durum gercekten cok can acitici. Ama gozlerim kendiliginden acan bir Myosotis'i hep ariyor!!

Berceste dedi ki...

Benim çiçeklerim papatyalar, adını mine diye bildiğim ama Unutma Beni ile alakası olmayan minik mavi çiçekler, Dağ sümbülü Muscariler, gelinciklerdi. Çocukluğumun geçtiği yer epey bereketliydi yani :)
Unutma Beni ile ilk defa babamın yurtdışından getirdiği bir kalemin üzerinde tanıştım. Sonra da Kew Garden'da, ardından da bahçemizde çıktığını görünce önce sevindim, sonra heryeri sarıp soğanlı çiçeklerimi boğmaya başlayınca kızdım kendisine. Ama gene de çoook güzeller... Pembeleri de ayrı güzel.
Diline sağlık Ayça. Çok güzel bir yazı olmuş. Şimdi ne zaman bu çiçeği görsem senin de kulaklarını çınlatacağım :)

Mine@LavantaKokusu dedi ki...

Blogunuzu çok seviyorum. Anlatımınızı, çiçeklerinizi.. Sanki benim içimden geçiyor yazdıklarınız.

ayçobanı dedi ki...

Dilek goruntuler icin buradan bir daha tesekkur edeyim once :) Kendiliginden bir yerlerde cikmaya calismalarindan cok hoslaniyorum aslinda bitkilerin; bir azim, bir tutku!! Acaba transfer etmeye calissaydin onlari neler olurdu?! Simdi o bahcede olsan hadi durma bir dene derdim :) Kulaklarim cinlatilmayi bekler Dilek, iyi ki ilk yazim "unutma beni" diyor, unutmayacaksiniz beni :))

Mine butun blog yazarlari adina tesekkur ederim. Begenilmek, taktir edilmek yeni sorumluluklar da yukluyor insana. Biraz alisalim, acilalim inan cok daha fazla keyif verecek bu blog sana :) Sevgiler...

Nihal Maya dedi ki...

çok güzel bir anlatım olmuş gene...ve ben bu çiçeğin adını bilmiyormuşum yada başka bir adı varmışta unutmuşum gibi :((
teşekkürler

Yurdanur dedi ki...

Bu nasıl bir sofistike anlatımdır böyle..Kaleminize ve resimleri çekenlerin ellerine sağlık

evren dedi ki...

Ankara'da unutma beni!
Iste yine sasirtti bu sehir beni :) Kendiliginden acan bir myosotis benim gözlerim de ariyor.
Bir yerlerde görürsen unutma beni :D

Meyvelitepe dedi ki...

Mine diye bildiğim iki çiçek var, ama ikisi de buna benzemiyor. "Unutma beni" adını bildiğim, ama düşünüyorum da sanırım gözümden kaçmış bir çiçek, artık gözlerim kırlarda onları da arayacak. Bu arada "unutma beni" çiçeğinin biz bahçeciler için çok makbul hodan(borage) ile yakın akraba çıkması da çok ilgimi çekti, belki bahçede vardır.
Elinize sağlık, her yazı yeni bir kapı açıyor.

ayçobanı dedi ki...

Maya, Yurdanir iyi ki ugruyorsunuz, tesekkurler. Maya belki farkli adlari vardir farkli bolgelerde, ola ki hatirlarsan birseyler paylasir misin?!

Evren, oyle iyi hatirliyorum ki kendi kendilerine cosmalarini :) Bozkirda surpriz cokkkk!! Bakma kahverengi sari tonlarina :)

Meyvelitepe, "unutma beni" de bircok kisice mine cicegi olarak adlandiriliyor ya da dikkati cektiginiz gibi karistiriliyor?! Mine cicegi latincesi bildigim kadariyla Verbena officinalis ve familyasi da Verbenaceae. Tatli bir cicek benzerligi aslinda. Boraginaceae inanilmaz bir familya, ilk bakista bu bitkiler nasil olur da birbirleriyle akraba olabilirler diye dusundurtebilecek cinsden hem de :)

beste dedi ki...

ayca, berceste ve meyvelitepe'nin bahsettigi mine diye bildigimiz minik mavi cicek "Veronica persica". senin dedigin de dogru verbena'ya da mine deniyor turkce'de.

ayçobanı dedi ki...

Sagol Beste, simdi baktim ve evet hatirladim Veronica'yi, demek bu da "mine". Boyle citi piti olan her cicege mine mi diyoruz nedir?!

Berceste dedi ki...

Rica ederim Ayça, ''Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için :)''...

Hah Yaşa Beste, ta kendisi benim mineciğin. Yalnız çiçeği puf diye uçuverirdi de içim giderdi. O yüzden onlara hiç dokunmazdım.
Benim bir ve tek bildiğim mine Beste'nin söylediği Ayça. Kargadan başka kuş tanımam gibi oldu ama :P

Transfer için de çok geç, eski komşumun verdiği habere göre gitmiş bütün çiçekler :( Çakılla kaplamışlar o güzelim minik bahçemi :(

Meyvelitepe dedi ki...

Beste'nin dediği gibi bildiğim minelerden biri "Veronica persica", diğerini ise Wikipedia'da "Lantana camara" adıyla buldum.

ayçobanı dedi ki...

Meyvelitepe bilmiyordum Lantana'nin da bir baska "mine" oldugunu!! Sadece su an burada konustuklarimiz uzerinden elimizde 4 farkli "mine" var... Latincenin onemini Beste'nin son yazisinda vurgulamasi cok iyi oldu, ne dersiniz?! Tesekkurler.

evren dedi ki...

Aaa! Meyvelitepe yazinca animsadim. Dogru, Lantana'ya da mine diyorlar. Ben ondan baska mine de tanimiyordum zaten :) Cok sevdigim bir cicektir kendileri :)