14 Ekim 2010 Perşembe

Hazan Güneşi: Kasımpatı


Fotoğraf Beste'den

Yazın olmazsa olmazı nasıl ortancaysa, sonbaharınki de hiç kuşku yok kasımpatıdır. Neşeli bir hay huy içinde geçen yaz mevsimi, yerini sonbaharın giderek grileşen havasına bıraktığında bulutlar ardında saklanan güneşin hayat dolu ışığını özleyiveririz. Galiba ışığa dönen pervanelerden çok da bir farkımız yok. İşte tam da bu puslu hazan günlerinde açar kasımpatılar, rengarenk ışıklı çiçeklerle güneşin boşluğunu doldurmak onların işidir, bana kalırsa onlar hazan güneşidir.

Lakin sonbaharda çiçek açmak öyle her bitkinin harcı değildir. Bunu başarmak için ilkbahar, yazın yavaş yavaş yükselen sıcağına da, sonbahar, kışın giderek artan serinliğine de ayak uydurabilmek gerekir. Kasımpatılar ılınan havalarla birlikte peşpeşe açan diğer çiçeklerin aksine ışıklı günlerde yapraklarında ürettiği bitki şekeriyle adeta ışığı depolar ve içimizi açacak rengarenk çiçekler için sonbaharı sabırla bekler. Günümüzü aydınlatsalar da aslında uzun gecelerin çocuğudur onlar, çiçek açabilmek için yirmidört saatin en az onikisini karanlıkta geçirmek isterler. Bu yüzden uzun yaz günlerinde çiçek açmadan büyür, boylanır ve günler kısalıp da içimizdeki ışık özlemi büyüdüğünde çiçeklerine sakladıkları güneşle bizi şaşırtır, mutlu ederler.

Papatyagiller (Asteraceae veya Compositae) ailesinden gelen bu alçakgönüllü, ışık saçan çiçeğin masal prenseslerini kıskandıracak, dünyanın en eski kültürlerinden biri olan Çin kadar eskilere ve kırlardan saraylara uzanan ilginç bir öyküsü vardır. Rivayete göre, ilk kez 15. yüzyılda Çin’de küçük sarı çiçekleriyle şifalı bir bitki (Chrysanthemum hortorum) olarak yetiştirilen kasımpatı, gel zaman, gi
t zaman hemen her bahçeyi süsleyen yakınları papatya, yıldız (aster) ve ayçiçeğinin aksine, yalnızca soyluların bahçesinde ekilir hale gelir ve yakın geçmişe kadar da bu gelenek bozulmaz. Hatta öyle ki, Çin’de sonbaharın simgesi sayılan bu çiçek, erik çiçeği (kış), orkide(bahar) ve bambuyu da (yaz) içine alan Soylu Dörtlüden biri olarak kabul edilir. Konfüçyüs dahil bir çok düşünüre ilham vererek Çin sanatında da özel bir yer edinir. Uzun ömür ve bilgeliğin simgesi olarak kabul edilen çiçeğimiz, bu ününü kıyısında kasımpatı yetişen gölün suyunu içtikleri için 130 - 140 yıl yaşadıkları söylenen "Nanyang" bölgesi halkına ve efsanelere borçludur. Çin kültüründe şifalı sayılan bu çiçeğin taç yapraklarında biriken çiğ tanelerinden yapılan iksirin yaşam enerjisini güçlendirdiğine ve yenilediğine, hatta bir efsaneye göre ölümsüzlük verebildiğine inanılır. Bugün hala Çin’de ay takvimiyle her 9. ayın, 9. günü kutlanan Çifte Dokuzlar bayramında (güneş takvimiyle 26 Ekim), hibrid doğası nedeniyle renkleri ve çeşitleri insanoğlunun hayalgücüyle sınırlı olan bu çiçeğin güzelliğini seyretmekle yetinmeyen halk, bu günü kasımpatı keki yiyerek, uğurlu kasımpatı şarabı içerek kutlar ve taze taç yapraklarından da gelecek yılın şarabını hazırlar. Kasımpatı şarabının alternatifi ise yazın hararet gideren, kışın ise soğuk algınlığının üstesinden gelen çayıdır. Bitkinin sadece çiçek kısmının 10 dakika kaynar suda demlenmesiyle hazırlanan çay, isteğe göre bir kaşık kurtüzümü (gojiberry) ve şeker ilavesiyle zenginleştirilerek zevkle içilir.
Chung Yeung Festival / Çifte Dokuzlar festivali

Dördüncü yüzyılda Kore üzerinden Japonya’ya geçen ve yine efsanelere konu olan kasımpatı, ilginçtir ki, orada da alelade bir çiçek olarak kalmayıp M.S. 910 yıllarında ülkenin milli çiçeği olarak kabul edilir. Onaltı yapraklı altın kasımpatı Japon imparatorunun arması ve en yüksek onur nişanının da simgesi olur. Japonya’nın en eski beş kutsal bayramından biri olarak kabul edilen Milli Kasımpatı Günü ya da halk dilindeki adıyla mutluluk bayramı günümüzde de tıpkı Çin’de olduğu gibi 9. ayın 9. gününde kutlanır.

Onyedinci yüzyıl sonlarında ilk kez Hollandalıların eliyle Avrupa’ya geldiğinde şanını de beraberinde getiren kasımpatı, Yunanca’da altın çiçek anlamına gelen “Chrysanthemum” adını alır. Doğu kültürlerinde uzun ömür ve mutluluğu çağrıştırmasına karşın, ne yazık ki batıdaki bir çok kültürde "son" ile bağdaştırılır. Belçika, İtalya, ve Avusturya’da yas günlerinin çiçeği olarak kabul edilen beyaz kasımpatı, Fransa’da da aynı kaderi paylaşır.
Bu fotoğraf da Berceste'den

Yaşamın ya da ölümün simgesi de olsa kasımpatı papatyaya benzer, alelade sarı bir çiçek olarak çıktığı yolda, bugün artık taç yaprağı biçimine göre 13 sınıfa ayrılmış üçbine varan zengin çeşidiyle bir çok kültürün vazgeçilmezleri arasına girmekle kalmayıp neredeyse en çok çeşidi olan çiçek ünvanının da sahibidir. Japonya’da imparatorluk tahtına adını ve şeklini veren kasımpatı, oradaki çiçek takviminde Eylül, İngiliz takviminde ise bizde olduğu gibi Kasım ayını simgeler.

Doğu tıbbında vertigo’dan gribe, katarakttan depresyona kadar çeşit çeşit hastalığın iyileştirilmesinde kullanılan ve ömrü uzattığına inanılan kasımpatının yenebilir türlerinin (
Chrysanthemum indicum + C.morifolium) taç yaprakları salatalarda, çorbalarda, balık yemeklerinde ve diğer sebzelerle kullanılır. Öte yandan, “Pyrethrum” adıyla bilinen iki çeşidinin (C. cinerariifolium ve C. coccineum) kurutulmuş çiçekleri ise böcek öldürücü olarak kullanılmakta, fakat bu ilacın organik olmasına karşın insanlar için de böceklere olduğu kadar zararlı olduğu önemle belirtilmektedir. Bu iki türü kadife çiçekleri gibi böcek savar kardeş bitkiler olarak bahçelere, özellikle de brokolinin yanına ekilebilmektedir.

Asya’dan dünyanın dört bir yanına dağılmış kasımpatının meraklıları tarafından günümüzde kurulmuş pek çok dernek, birlik var. Bu bitkiyi bahçelerde, saksılarda yetiştirmek isteyenler için kuşkusuz en iyi yöntem, bu deneyimli yetiştiricilerin bilgilerinden yararlanmak. Kasımpatıların tohumdan üretilmeleri nispeten biraz zahmetliyse de çelik ve kök ayırarak yetiştirilmeleri çok kolay. Ekimi için en uygun zaman bahar ayları, fakat geç kalanların Temmuza kadar şansı olduğu söyleniyor. Her türlü toprakta yetişebilen kasımpatı, her bitki gibi hayvan gübresi, çürümüş yaprak ve ağaç yosunu içeren humus karışımına kayıtsız kalamıyor ve coşuyor. Çeliklerin veya fidelerin ancak kökün boyu kadar derine ekilmesi gerekiyor. Küçük saksılarda biraz büyüyüp güçlendikten sonra kalıcı yerlerine taşınıp 40 cm arayla ekilir ve yeterli drenaj da sağlanırsa hem çiçekleri, hem de yetiştiricileri keyifleniyor. Çiçek verimini artırmak için ise Temmuz ayında boyu 25 cm’yi geçen sürgünlerin 10-15 cm kalacak şekilde budanması tavsiye ediliyor, böylece bitkiler kısa, çiçekler bol oluyor. Büyük çiçekli türlerde kesimden sonra büyüyen en sağlıklı dalları belirleyip onlara bir daha dokunmamak meraklıların tercih ettiği bir yöntem. Diğerlerinde ise ilk kesimden sonra, tomurcuklanmadan önce uzayan dalların tepelerinin alınması daha fazla dalllanma ve çiçeklenme sağlıyor. Çiçeklenme dönemi biten bitkiler çok yıllık olduklarından kışın çok soğuk olan yerlerde dipleri bolca samanla örtülerek korumaya alınıyor ve diplerden yeni sürgünler çıkıncaya kadar da budama yapılmıyor. Tomurcuklarını hazırlamış bir kasımpatı yaz aylarında budanırsa sonbaharda çiçek açamıyor.

Kasımpatının çok uzun hayat ve evrim öyküsünü bir sayfaya sığdırmak kolay değilmiş. Bu yazı sebebiyle çok sevdiğim ve her sonbahar açmalarını özlemle beklediğim kasımpatılar hakkında bilmediğim pek çok şey öğrendim. Sonbahar doğadaki değişimin en hızlı, en gözle görülür hali; oysa değişebilmek de, değişikliklere alışmak da her ne kadar mecburi de olsa zordur. Belki de bu yüzden sonbahar mevsiminde biraz ışık desteği hiç fena olmaz, hatta işimizi kolaylaştırabilir. O halde ne duruyoruz, bırakalım her rengi ve çeşidi ayrı güzel hazan güneşi loş, kasvetli günlerde gözümüzü, gönlümüzü açsın, canlı renkleriyle ruhumuza neşe ve mutluluk katsın, yuvamızı da, içimizi de ısıtsın. Hatta bir kaç taç yaprağı ister şarabımıza, ister çayımıza, ister suyumuza katılsın, mutlu sofralarda sağlıklı, uzun ve güzel ömürler şerefine içilsin.

Kaynaklar: (Tarifler yazı içindeki ve aşağıdaki son iki linkte bulunmaktadır. )
Cultural China
Home Production of Pyrethrum
The Amazing ChrysanthemumKing’s mums
School of the Seasons
Wikipedia
The Theosophy Trust, Memorial Library
Chinese Chrysanthemum Hot Pot
Chrysanthemum Flower,Ju Hua or Flos Chrysanthemi,Apply and Modern Researches.... (Bu zengin sayfa, bitki hakkındaki botanik ayrıntılı bilgilerin yanısıra, tedavi edici özelliklerini ve çeşitli tarifleri de içeriyor, kek “Chrysanthemum Cake:Ju Hua Gao” dahil.)


8 yorum:

Fuat Gencal dedi ki...

Günaydın, çok güzel ve faydalı paylaşım için teşekkürler.
Saygılarımla.

A.Kadir Bekçi dedi ki...

Güzel bir tanıtım olmuş zevkle okudum.Kasımpatlarım açtığında bende yazmak istiyorum.

beste dedi ki...

Ben bu ulkeye geldigimde guzelim kasimpatilarin mezarliklara yakistirildigi gorunce haksizlik diye dusunmustum. Hakikaten hicbir bahcede yok ne sarisi nede diger guzelim renkleri. Ben ektim ama cok severim kasimpatilarini.Sobahara cok yakisan kaybolan gunesi aimsatan sarilarini. Ozellikle sac bitlerini oldurdugunu okudum gecenlere insanlara zararli demissiniz bir yandan da cicekleri yenilebilir, emin olamadim simdi.Leonorda'nun okulunda bit salgini var oadasina bir saksi koyayim diye dusunmustum!

Berceste dedi ki...

Cok guzel anlatmissiniz Meyvelitepe. Cocuklugumda ogretmenlerimize cicek gotururduk. Okul uc adim otemizde idi. Bahcesi olan komsularimiz ciceklerinden keser, getirir, biz de hem evde en guzel kosemize, hem de ogretmenlerimize olmak uzere bolerdik. Kucak kucak kasimpati goturdugum gunleri hatirlarim. Bazen gul, bazen de papatyalar... Ogretmen masamizin uzerinde sinifta acan ciceklerdi onlar. Suyunu degistirmeyi de o zamandan biz ustlenmistik, bilirdik. Kasimpati coook uzun sure masadan bize goz kirpardi. Biri solunca, yerini bir digerimizin getirdigi alirdi. O zaman cim bahceler yerine cicek dolu bahceler vardi!

Bati, batiligini yapmis gene, Dogu'nun en deger verdigine tu kaka demesini bilmis :( Oysa dediginiz gibi gunes gibi bu guzelim cicekler.

Tesekkurler bu guzel yaziniz icin ve de sevgiler...

Meyvelitepe dedi ki...

Fuat Bey, Kadir Bey teşekkürler.

Beste, ev içinde saksıda veya vazoda tavsiye ediliyor özellikle, "Nasa" tarafından havayı kimyasallardan temizleyen çiçekler listesine alınmış, yazıya sığdıramadım. Öte yandan sadece iki türü böcek zehiri olarak kullanılıyor. Onun dışında dediğim gibi şaraptır, kektir, yemektir yiyecek olarak kullanıldığı alan pek çok,ama Doğu'da bu iş için anladığım kadarıyla yazıda Latince adını verdiğim iki türü kullanılıyor. Latince isimlerle google images aratması yaparsan bundan böyle rahatlıkla ayırt edebilirsin. Bit için işe yaradığını duymadım, araştırmak lazım. Sarılar favorim, kişisel olarak varlıklarıyla depresyona iyi geldiklerine inanıyorum.

Berceste, ben de bu yazıya çocukluk anılarımla başlamayı düşünmüştüm, çok uzun olacak diye yazmadım ama seni yine de çocukluğuna götürmüş, sevindim:)
Doğu'dan öğrenecek çok şey var, ne de olsa dünyanın hayatta kalmayı başaran en eski uygarlıkları orada.

Tijen dedi ki...

Meyvelitepe'yi burada görmek ne güzel. İyi ki varsınız!

Meyvelitepe dedi ki...

Çok teşekkürler, sizinle burada buluşmak da çok hoş:)

banu yobas dedi ki...

Kasımpatılarla ilgili yazınızı tesadüfen gördüm, merakla ve ilgiyle okudum. Balkonumdaki beyaz kasımpatılara bakarken kullanabileceğim bilgiler de öğrendim sayenizde,
teşekkürler,